Uğultulu Tepeler

Emily Brontë, Uğultulu Tepeler: 7/10 Kitabın ilk 300 sayfası duygularım ve düşüncelerimle ciddi anlamda oynadı. Yüzeysel olarak anlatmak gerekirse, kitaptaki herkes cidden berbat insanlar. Baş karakterlerden Heatchliif bencil ve kinli biri. Tek amacı intikam almak. Kendi ve Catherine -aşık olduğu kız- dışında kimsenin mutluluğu umrunda değil. İnsanlara insan yerine ona hizmet etmesi gereken varlıklar gibi davranıyor ve bu yüzden çevresindeki herkes ondan nefret ediyor. Catherine aslında ilk başlarda pek kötü biri değildi, sadece şımarık ve ilgi manyağıydı ama olay ilerledikçe delirdi ve çevresine huzursuzluk yaymaya başladı. İsabel sabit fikirli, Hindley sarhoş ve şiddete yatkın, oğlu Heraton hiçbir şeyin farkında değil. Diğer kitaplara kıyasla herkes gerçek insan gibiydi. Gerçek hayattaki gibi hepsinin görmezden gelinmesi mümkün olmayan kusurları var. Karakterlerin bu kadar berbat insanlar olmasına rağmen kitaptaki herkesi anlayabiliyor ve açıyorsun. diğer karakterler tarafından iblis olarak bilinen Heatchliif’i bile bir açıdan kendimize benzetebiliyoruz. Yaptığı her şeyin bir açıklaması var. Catherine’i delirten her şeyi tek tek cümlelerle seçebiliyoruz. İsabel’in sabit fikirli olma nedeni büyütülme şekli. Aynısı heraton için de geçerli. Hindleyi ise böyle yapan her şeyi tek tek okuduk. Hindley sadece sevgiye aç bir çocuktu ve yavaşça elindeki her şeyi kaybetti. Cidden kitabın bu kısmı ustaca kaleme alınmış. Ama bir sonraki sayfalar sadece sıkıcı. 100 sayfada sonuçsuz bir olay anlatılıyor ve okurken okur fazla sıkılıyor. Diğer 100 sayfa ise sadece ‘kitap daha uzun olsun’ diye yazılmış gibi. Asıl olay bitmiş ve on sayfada toparlanması gereken olay 70 sayfada anlatılmış.Okurken normalde 50 sayfa nasıl geçti diye şaşırdığımız kitabın bir sayfası bile boğmaya başlıyor. Ama sırf o 300 sayfa için okunmaya değer bir kitap. İnsanlık hakkında daha önce aklıma dahi gelmeyen düşünceler yazılı. Normalde neredeyse her kitapta av avcı ilişkisi varken bu kitapta kimin doğruyu kimin yanlışı yaptığını anlayamıyorsun. Çünkü eğer siz o durumda olsaydınız büyük ihtimalle siz de aynısını yapardınız.